Bir Başlangıç 

2012 yılında açmıştım bu blogu ancak hiç yazamadım. Yazmak istedim ama sonra aklımdakini buraya dökmenin anlamını sorguladım. Sık sık bunu sorarım zaten. Tweet atamam pek. Bunu söylemenin ne anlamı var derim. Bu kimi ilgilendirir? Havaya sıkılmış bir el silah gibi. Öylesine ortaya boşluğa konuşmak. Havaya sıkılan mermilerin nereye düştüğünü hep merak etmişimdir. Toplumsal olarak ortak duygulara sahip olduğumuz durumlarda hep birlikte instagram storylerimizden bir şeyleri lanetlemek ve kınamak gibi, gerçekte bir şeye yaramıyor ama bireysel düzeyde bir rahatlık var gibi. Haksızlık etmek istemem, yazı farklı, yazılı bir metni okuyup duygu düşünce olarak değerlendirmek başka, 2 saniye birinin storisine bakıp geçmek başka.


    

    Yukarıdaki görsel 10 ay bir yer yere konmadan uçan kara sagan kuşu, 10 yıl kadar sonra ben de kondum ve bir şeyler yazıyorum. Ne güzel bir benzetme oldu. 2012'den bu yana hiç bir şey yazmadığım bu blog, 125 kişi tarafından ziyaret edilmiş. İlginç ama güzel de bir yandan. Bir boşluğu 125 kişi görüp geçmiş. Bir başlangıç yapmak istedim.

    Her şey çok hızlı her şey korkunç derece hızlı tüketiliyor. Blog gibi eksi moda daha yavaş bir şeye dönüş yapmak istememin sebebi bu. Sevgilimle depremden sonra ilk selfie ya da doğum günü ya da ne bileyim ilk boş beleş aptalca story ne zaman gelir diye tahmin yürütmüştük. Ben şubat sonuna kadar insanların bir şey paylaşamayacağını düşünmüştüm. Belki 100 bin insanın hayatını kaybettiği şehirlerin yok olduğu bir felaketin ardından 10 gün içerisinde insanlar doğum günü kutlamaya başladılar. 

    Zaman zaman kendimi ürkütücü derecede öfkelenmiş buluyorum. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi, yaşadığımız ülke. Her şey bu kadar hızlıyken bazı şeyler inadına yavaş, her şey inanılmaz kolaylaşırken bazı şeyler delirtircesine zor. Gündelik dertler, bugün ne yesek ve özgürlük... 








Yorumlar